erk yurtsever etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erk yurtsever etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2018 Salı

Tonyukuk'a...


Tonyukuk’a…
            Yarın Erk amcanın ölümünün birinci yıldönümü… Yâni Erk amcasız tam bir yıl geçmiş. Dile kolay… On üç yıl önce yüz yüze tanışmıştık. Bu süreçte öğretmenim olmuş, fikirlerimin olgunlaşmasını sağlamış, Türk yazısını öğretmiş, Türkçülüğün ne olduğunun bir örneği olmuştu.

            Bununla birlikte Erk amca ile ilk temâsım, on yedi yıl evvel tonyukuk.net sitesi üzerinden olmuştu. Mâlum internetin öneminden dolayı amca, interneti öğrenmekle kalmamış, internet sitesi düzenlemeyi de öğrenmişti. Tonyukuk.net sitesi üzerinden yazılar yazıyor, şi’rlerini yayınlıyordu ve hattâ Türk yazısı, sanal ortama ilk defâ yine Erk amca ile taşınmıştı. Dolayısıyla herhâlde internet üzerinden olsa da, Türk yazısını Erk amcadan öğrenen epey kişi vardır diye düşünüyorum. Bu siteye hayran kalmıştım. Tabiî olarak o dönemde, Türkçülüğü öğrenmek kolay değildi. Neredeyse, her gün Erk amcanın sitede yazdıklarını okuyor, yeni bir yazı var mı diye bekliyordum. Bu yüzden de sitenin, yorum bölümüne birkaç cümle ile duygularımı yazmıştım ve Erk amca da aynı gün, çok güzel bir karşılık vermişti, sağ olsun.

            Yıllar geçti, bu sefer Erk amca ile sürekli bir arada bulunmaya başladık. Dernek yıllarında dernekte, evinde; sonraki yıllarda da sık sık evinde ya da Atsız Hoca’nın kabrinde… Hep Türkçü gençlerden söz ediyor, onlara sâhib çıkılması gerektiğini söylüyordu. Hattâ Kavgamız dergisinin ilk çıktığı günlerde, onları bana emânet etmişti, amca. Elbette Atsız Hoca’nın yetiştirdiği öğrencileri, bu konuda dikkatliydiler ama içlerinde en yakından tanıdığım Erk amca olduğu için bu konuda birçok defâ tanık oldum.

            Erk amca, yiğit adamdı. Çoğu kişi bilmez, aslında biz de pek bilmezdik ya, Erkin ağabey, anlattığı için biliyoruz. Fethullahçı hâinlerin, Ergenekon ve Balyoz ihânetini uyguladığı dönemlerde Erk amcanın adı, Türkçü gençleri örgütleyen olarak geçiyordu. Hattâ bu konuda Fethullahçı hâinlerin birkaç defâ Erk amcayı da tâciz ettiği, âilesi ile çocuklarıyla, torunlarıyla tehdit ettiklerini ama yıkamadıklarını biliyoruz. Atsız Hoca’nın öğrencisi olan biri için yetmiş yaşında da, seksen ve hattâ yüz yaşında da olsan, cephedeki yirmi yaşındaki askerin yüreği olur. Hem Erk amcanın bir başka yönü de, kendisine Erk adını bizzât Atatürk’ün vermiş olmasıdır. Atatürk’ün güçlü olsun dediği, Atsız Hoca’nın yetiştirdiği ve Bilge Tonyukuk’un rûhunu bin küsur yıl sonra taşıyan birini, Fethullahçı hâinler mi yıkabilirdi? Aslâ…

            İşte, yarın Erk amcanın gidişinin birinci yılını anacağız. Güzel konuşmaları aklıma gelecek, evliliğime olan şâhidliği aklıma gelecek, konuşacağız. Birbirimizi duyacak mıyız, bilmiyorum? Pek sanmıyorum da. Ama önemi de yok, zâten. Ben anlatacağım, o anlatacak. Görüntüsü de, hatırladığım en sağlıklı hâli olacak. Sonra İçerenköy Mezârlığı’ndaki bir rüzgârın, karganın ya da yoldan geçen bir otomobili sesi, konuşmamızı bölecek, Erk amca gidecek, ben de gideceğim. Bir daha ki görüşmeye kadar…


            Hoşça kal, Bilge Tonyukuk diyeceğim, hoşça kal…

KUTLU ALTAY KOCAOVA

2 Ocak 2018

5 Ocak 2017 Perşembe

BİR UĞURLAMA -ERK AMCA’YA-

            


         Erk amca öldü. Her insan ölür. Lâkin bizi yaşatan, sevdiklerimizi yaşatan, hâtırâlardır. Erk amca öldü. Ama bu ölüm, sâdece maddî bir ölümdür ve hâtırâlarıyla yaşamaya devâm ediyor.

            Ama… Ama yine de göremeyecek, duyamayacak olmanın burukluğunu aşabilecek miyiz? Belki, evet… Sonuçta hangi birimiz büyük ölümler yaşamadık, değil mi? Gerçi adı üzerinde büyük ölüm… Büyük ölümlerin yara izi geçer mi? Sanmıyorum… Peki, geçmesi gerekir mi? Hâyır… Çünkü o izler, hâtırâlardır ve büyük ölüler, hâtırâlarda yaşar.

            Ben, Erk amcamı, Erk Yurtsever’i tanıyalı, yaklaşık 12 yıl oluyor. Bu on iki yılda sayısız kez ziyâret ettiğim, fikirlerine danıştığım, sohbet ettiğim bir insan.  Türkçülük fikrimin temellenmesinde büyük payı var. Bununla birlikte şimdiye kadar bu kadar mütevâzi bir insanla tanışmadım dersem yanlış olmaz. İsmi Atatürk tarafından (babasının çektiği telgraf üzerinden) konulmasına rağmen, bundan öğretmeni Atsız Hoca’ya bile söz etmeyen, ancak Turan Yazgan Hoca’ya bir sohbet sırasında söyleyen bir insan. Atsız Hoca’dan devraldığı târih metodolojisi ve temeli, herhangi bir akademik yapısı olmamasına rağmen, birçok târih profesöründen daha bilgili bir kişi olmasını sağlamıştır. Ama yine de bir kere bile bu bilgisi ile insanları etkilemeye çalışmamıştır. Bu da Erk amcanın şahsında Atsız Hoca'nın bilimsel seviyesinin göstergesidir, aslında.

            Bununla berâber benim, görece daha şanslı olmamı sağlayan önemli bir husus var. O da, Erk amcanın nikâh şâhidim olmasıdır. Hatırlıyorum da, evliliğime az bir süre kala rahmetli babam, bana nikâh şâhidi olarak kimi seçeceğimi söylemişti. Ben de, henüz karar vermediğimi ama Erk amcaya soracağımı söylemiştim. Babam, bekâr arkadaşlarımdan birini seçeceğimi düşünerek, “Nikâh şâhidi herkesten olmaz. Hiç boşanmamış, yaşı, aklı ve nikâhı kemâle ermiş kimselerden olması gerekir” demişti. O günlerde de Erk amca, hafta sonlarında bize Göktürk yazısı dersi veriyordu. Kadıköy’e dönerken, düşüncemi utana sıkıla ona açmış ve kabûl etmesini ricâ etmiştim. Çok mutlu olmuştu.

            Bunca hâtırâların içerisinde elbette Erk amca, yaşamaya devâm edecek ve biz de, bu sâyede o hâtırâları yaşayacağız. Ama yine de 3 Mayıslarda, 11 Aralıklarda, 12 Ocaklarda, gözüm hep Erk amcayı arayacak.

            Ne diyebilirim, ne hissedebilirim bilmiyorum. Ama bildiğim şu ki, İçerenköy Mezârlığı, Erk amca ile birlikte bir büyük ölüyü ağırlıyor ve ben sık sık orada olacağım. Bilge Kağan, eğer Erk amcayı karşıladıysa, emînim şöyle demiştir:


            “Zamânı Tanrı yaşar. Kişi oğlu, hep ölümlü türemiştir.”

05 Ocak 2017

Not: Bu yazıyı Erk amcamın ölümünün üzerinden iki gün geçtikten sonra yazmıştım. Yarın ölümünün birinci yıl dönümünü anacağız. Bununla birlikte Erk amcamı nikâh şâhidim ve öğretmenim olmasının yanında benim için bir ayrıcalık hükmünde olan bir mevzû var ki, bu konuda da Erk amcamın oğlu Erkin ağabeyime teşekkür etmem gerekir. Erk amcamın kabrinin tasarımını yaptığım için sağ olsun, kabrin kenarına soyadımı yazdırmış. Böylece Erk amcamla bir kez daha bütünleşmiş oldum...